Özellikle bahar başlangıcı yaz sonuna kadar sokağa çıkamayan pek çok tanıdığım var hayatında hiç yeşil alana çıkamayan çıkınca hasta olan tanıdığımda var. Buna alerjik rinit deniliyor ama çekmeyen bilemez. Yıllardır bu hastalığın pençesinde olan Antalya travestilerinden Güzin sırf yeşil olduğu için Antalya’dan Ankara’ya taşınmak zorunda kaldı. Çünkü yeşil alanlarda artan hastalığını hala bir tedavisi yok ömrünü her gün gece aldığı haplarla sürdüren bu arkadaşlar için harika bir tarif buldum yayınlamak ve alerjik hastalığı astımı bronşiti olan tüm dostlarıma yardımcı olmak istiyorum.

Ölçüler göz kararı

-Bamya tohumu( yenilebilir olacak yani ekim için ilaçlanmış olmayacak)

-Hakiki bal

-Hakiki zeytinyağı

Hazırlanışı

Bamya tohumunu aldığınız aktar da iyice çektiriniz. Kabuk kısımları biraz sert olduğu için zor çekiliyor, olabildiğince un haline getirtmeye çalışın. Evinize getirince un eleği gibi bir elekten geçirin. Geniş bir kaseye koyun, üzerine bal ve zeytinyağından göz kararı ekleyin. biraz ondan biraz ondan ve karıştırın. Macun kıvamını alacak. Kuru temiz cam bir kavanoza doldurun. Evet macununuz hazır peki nasıl uygulayacağız onu da anlatalım. Sabahları aç karnına kahvaltıdan en az yarım saat önce bir çay kaşığı tüketin. Kilosu biraz yüksek olanlar 1 tatlı kaşığı da tüketebilir. Unutmayın 3-5 gün de bırakmıyoruz. Bir de astım ilaçlarınızı hemen kesmeyin. Öksürük aksırık derdinden kurtulmak için bu formülü bir deneyin sonuçta doğal bir yöntem ve yan etkisi yok. Ya da ömrünüzün sonuna kadar antihistaminik haplara devam edersiniz maalesef bu alerjik astımın bir tedavisi bulunamadı. İğneler var deniliyor ama onlarda sadece birkaç etki ediyor sonrasında eziyet yeniden başlıyor. Geçenlerde alerjik astım teşhisi konulan Tokat travestilerinden Nazlı eve bir çanta ilaçla dönmüş üstelik ilaçların çoğu nefes açıcı spreyler ama ne yazık ki hiç biri işe yaramamış ve bütün yazı hastane acillerinde serum yiyerek geçireceğinden korkuyor çünkü geçen yıl hastanede serum yaptırmaktan kolunda delinmemiş yer kalmamış. Bu tarifi bir deneyin. Şifalar olsun. Son günler de etrafta yine astım hastaları arttı belki birilerine şifa olur ümidiyle. Sağlıklı günler dilerim İclal.

D vitamini güneş ışınlarının etkisiyle deride oluşur. Günlük D vitamini ihtiyacı 20-30 dakikalık güneşe maruz kalmayla karşılanabilir. Kollar, bacaklar ve yüzün güneşe maruz kalması yeterlidir. Gerekli güneş ışığı miktarı kişinin yaşı, deri rengi güneşte kalma süresi, varsa tıbbi sorunlara göre değişebilir. D vitaminin yapımı yaş ile giderek azalır. Derisi koyu renkli olan kişilerde yeterli D vitamini oluşabilmesi için bilhassa kış aylarında uzun süreli gün ışığı ihtiyacı vardır. Güneş koruyucular(faktör 20 ve fazlası)kullananlarda deride D vitamini oluşamaz. Ayrıca pencere camı arkasından güneşlenmenin anlamı yoktur. Çünkü ultraviyole ışınları camdan geçememektedir. Güneş kremini 50 faktör alan beyaz tenli travestiler D vitaminden faydalanmak için ara sıra güneş kremi kullanmadan güneşe çıkmalısınız. Bol bol deniz ürünleri tüketmeye dikkat edin. Şimdi deniz kenarında mesela Bodrum’da olmak vardı ama ne yapalım Bodrum travestileri benim yerime yesinler balığı denize karşı. Süt ürünlerinde de D vitamini var yatmadan önce sıcak süt içmeyi seven biri olarak herkese tavsiye ediyorum. Yumurta sarısı ve mantarla sofralarınızı zenginleştirin. Kahvaltılık gevrekler ile güne başlayın. Yemeklerinizde sıvı yağlar tüketin. Yulaf, kakao, maydanoz, ısırgan otunu kullanın. D vitamini eksikliği riski en sık şişmanlar, esmerler ve yetersiz güneş ışığı alan erişkinlerde rastlanır. Yaşlandıkça vücutta D vitamini oluşumu ve depoları azalır. Şişmanlarda D vitamini eksikliğinin tespit edilmesinin sebebi ise D vitamini yağda çözünen bir vitamin olduğundan yağda birikir ve vücut kullanamadığından eksiklik meydana gelir. D vitamini eksikliğinde kas ve kemik ağrıları ile yorgunluk en sık görülen belirtileri oluşturuyor. Eksiklik zamanla kemik yoğunluğunun azalması ve “osteoporoz” denen kemik erimesine neden oluyor. D vitamini, güneş ışınları ve besinler tarafından karşılanabiliyor. Güneşin ultraviyole ışınları ciltte D vitamini üretimini başlatıyor. Gereksinmemiz büyük oranda deride güneş ışınları aracılığıyla sentez ediliyor. Deride sentezlenen D vitamini kana geçiyor. Ardından karaciğer ve böbreğe geçip, D vitaminin aktif şekline dönüşerek vücutta kullanılıyor. D vitaminini öyle kafanıza göre alıp kullanmayın ama çünkü fazlası çok zararlı sadece doktor tavsiyesi eşliğinde kullanın.  Sağlık çok önemlidir hele ki sizin sağlığınız hepinizi çok öpüyorum sevgiyle kalın travesti İclal.

Her anın değerini bilin ve onu bir daha asla yaşayamayacağınız için o anlardan alabileceğiniz her türlü dersi alın. Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun ve onların söylediklerini dinleyin! Âşık olmanıza izin verin, kendinizi serbest bırakın ve görüşlerinizi yükseltin. Başınızı dik tutun; çünkü her türlü hakka sahipsiniz.

Hayat sürprizlerle doludur ne zaman size ne sunacağını bunun iyi mi kötü mü olacağını bilemezsiniz. Bildiğiniz tek şey ne olursa olsun hayatınıza devam etmeniz gerektiğidir. İstediğimiz zaman inebileceğimiz istediğimiz durakta mola verebileceğimiz bir alan değildir hayat her zaman sürpriz yaşamaya hazır olmalısınız. Bir gün hayatınıza biri girer ve bildiğiniz inandığınız her şey yerle yeksan oluverir. Bu bazen bir öğretmen, bazen sadece ayaküstü birkaç kelime konuştuğunuz bir evsiz olabilir ama size öyle bir pencereden bakma fırsatı sunarlar ki sonunda yaşadığınız hayat baştan sona değişir. Şimdi kapatın gözlerinizi ve size bu anı yaşatan kişileri düşünün mesela benim için aklıma ilk gelen kişi Ankara travestilerinden Banu’dur. Bu kişilerin kim olabileceklerini asla bilemezsiniz bir oda arkadaşı, bir profesör, bir arkadaş, bir sevgili ya da tamamen yabancı biri ama gözleriniz onlarla kilitlendiğinde, işte o an hayatınızı çok derin bir şekilde etkileyeceklerini bilirsiniz. Bazen, başınıza gelen şeyler ilk başta korkunç, acı verici ve adaletsizce görünebilir ama sonraları aksine o engelleri aşmadan potansiyelinizin, gücünüzün, iradenizin ve yüreğinizin asla farkına varamayacağınızı anlarsınız.

Eğer birileri sizi severse, karşılığında onlara hangi şekilde yapabiliyorsanız sevgi verin, sadece sizi sevdikleri için değil aynı zamanda size sevmeyi ve kalbinizi ve gözünüzü nasıl açabileceğinizi öğrettikleri için. Eğer birileri sizi incitirse, aldatırsa ya da kalbinizi kırarsa, onları affedin, size, güveni ve kalbinizi kimlere açacağınıza dikkat etmenin önemini öğrettikleri için. Her gününüzü önemseyin.

Kendinize önemli bir kişi olduğunuzu söyleyin ve kendinize inanın; çünkü eğer siz kendinize inanmazsanız başkalarının size inanması güç olacaktır. Hayatınızda istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Kendi hayatınızı yaratın ve daha sonra dışarı çıkıp hiç pişmanlık duymadan yaşayın! Yaşarken her sürprize açık olmayı unutmayın. Saygılarımla.

Her malın bir kör alıcısı vardır derler ya işte ben tam da onlardanım. Nereden bir şey alsam mutlaka en kötüsü bana denk gelir. Örneğin en son en iyi marka bir epilasyon aleti aldım elimde patladı. Ürünü geri götürüp değiştirmek istediğimde satıcı yüzüme bön bön bakıp, ama hanımefendi bu modelin patlaması imkansız dedi. Kardeşim patlar çünkü bu malı ben aldım dememe rağmen ikna olmayan satıcıya derdimi anlatana kadar akla karayı seçtim. En sonunda bir şey alacağım zaman çok düşünmeden ilk gözüme çarpanı almaya karar verdim ve bu kararımı ilişkilerim için de yapıyorum.

Hiç tanımadığım bir adamla internette bir iki yazışıyor sonra buluşup sevgili hayatı yaşıyorum neyse ki şimdilik elimde patlayan olmadı. Görücü usulü sevgili mi yapılır diyen travesti arkadaşlarıma siz de benim kadar bahtsız olsaydınız beni anlardınız demekle yetiniyorum ama başına gelmeyen bilemez. Şimdi sizde sakın bu yazımı okurken ay görücü usulü çok banal, çok saçma demeyin. Arkadaşınızın size ayarlamaya çalışıp, fotoğraflarını yolladığı adamı kafede otururken tanıyamadınız mı? O kaslı, üçgen vücutlu, su yeşili gözlü adam sandalyede otururken sıradan hatta vasat bir tip gibi mi duruyor? olsun ben içinde çıkacak cevheri görmek için yine de o masada onunla vakit geçirmek istiyorum. Saatlerce düşünüp, tasarlayıp aldığım mallar çürük çıkıyorsa düşünmeden aldığım adam doğru adam olabilir belik de kim bilir. Bir kör buluşmanın en önemli aşaması gecenin nerede biteceğidir. Buluşmanın akabinde kendinizi adamla sevişiyor buluyorsanız, evet buluşmanın faydalarına şimdiden varmışsınız demektir. İlk buluşmada da azcık tutun ama kendinizi, hemen adamın üstüne atlamayın. Ben de bu kanunu İstanbul travestilerinden bir ablamdan duymuştum. Adamı ürkütme ne olursa olsun en azından ikinci buluşmayı bekle derdi. Haklıymış, ne zaman ilk buluşmada biriyle birlikte olsam hem yanılıyorum sonradan pişman olmaktansa başta biraz beklemeye değer diye düşünüyorum. Zaten benim gibi bir kör alıcıdan iyi birini de bulması pek beklenmemeli. Gün gelir benim de bu kara talihim bir anda döner ve karşıma bir prens çıkar bakarsınız mutluluk denilen o bilinmez duygu içinde kalıveririm. Her zaman hayat bana kötü yanını gösterecek değil ya. Sevgiyle kalın.

Nefes demek hayat demektir, yaşamak için gerekli enerji demektir. İyi bir nefes almakla daha fazla sağlık ve iyiliği zihnimize hapsetmektir. Sadece beş ya da altı seans nefes terapisi eğitimiyle dünyaya yeniden gelmiş gibi hafifleyip, rahatlamak mümkündür.

İnan vücudunda biriken toksinlerin yaklaşık yüzde yetmişi doğru alınıp verilen bir nefesle bedenimizden dışarı atılabilir. Doğru nefes sayesinde damarlarımızda dolaşan kanın içeriğindeki oksijen oranı artar. Ve böylece oksijenden zengin hücrelerde barınamayan 40 ayrı anaerobik mikrobun bedene girişi de engellenmiş olur. Astım migren, tiroit, yüksek tansiyon, kalp, uyku apnesi, alerji, böbrek ve kanser rahatsızlıklarında doğru nefes tekniğinin mucizevi etkilerine şahit olabilirsiniz. Nefes terapisi eğitimlerine katılan Bodrum travestilerinden Aşkın hayatında yaşadığı değişikleri sizin için özetledi ve bende ondan duyduğum bu bilgileri sizlerle paylaşmak istedim. Sonuçta yaşamak için her canlı bilinçsiz bir şekilde nefes alıp verir. Ancak bazılarımız sadece yaşamak için yeterli oksijeni nefes yoluyla içine çekerken bu işin önemini fark edenler doğru bir nefesle hem yaşamlarını daha sağlıklı hem de daha uzun hale getirirler. Hepimizin sıklıkla karşılaştığı buhran anlarda derin derin nefes alıp uzun sürede dışarı vermeyi becerebildiğimizde üzerimizden bir yük kalktığını yavaş yavaş aklımızın ve zihnimizin açıldığını hissetmişizdir. Kısacası nefes almayı sadece hayatta kalmak için değil sağlıklı olmak için de gerekli görürsek, belki de daha önce aslında hiç nefes almadığımızı anlayacağız.

Bedenimizde doğru nefes taktiği ile fiziksel ve duygusal açıdan tam bir arınma yenilenme yaşarız. Yüksek frekanslı yaşam enerjisi diyaframdan alınan gerçek bir nefesle mümkün olacaktır. İnsanlar nefes terapisi sayesinde aklında kurduğu kötü düşüncelerden, duygusal çöküntüden en önemlisi de yanlış kararlardan kurtulacaktır. Hayatımızın amacını yeniden keşfedeceğimiz o gün her şey gözümüze olduğundan daha farklı görüneceğinden eskiden yaptığımız hatalardan ders çıkarıp, bir daha yanlışa sapmayız. Gerçek travesti sitesi.

Diyelim ki doğru nefes almayı öğrenmediğimizde gözümüzde büyüyen yapılması gereken işler listesi ki çoğu bizim değil etrafımızdaki insanların bizden beklentileridir. Bir anda yapılması basit ama sadece bizim kararımıza bağlı işler oluverirler. Daha sağlıklı bir beyin ile yeniden olayları algılama yeteneğine sahip olacağımız nefes terapilerine katılmamızda fayda görüyorum.  Bu dünyada her şey bizim iyiliğimiz için var sonuçta ve biz iyi bir  hayatı dibine kadar hak ediyoruz. Sevgiyle kalın.

Matriks filmini izlemeyen kaldı mı bilemem, ama benim en çok etkilendiğim sahnenin kedili dejavu sahnesi olduğunu biliyorum. Gerçekten insan yaşadığ bir olayın tekrarı ile karşılaşabilir mi ya da daha kısa bir tanımla tarih tekerrürden ibarettir sözü doğru mu?

Einstein’dan günümüze tüm bilim adamları yllarca süren uğraşı sonrası insanı hayrete düşüren bir sonuca ulaştılar. Yaşadığımız evrenin ilk ve tek evren olmadığı gerçeği! Yüz yıldan fazla bir zamandır bilim çevrelerinin aklından çıkmayan bu sırrın pek çok insan tarafından kabul edilebilir bir yanı yokmuş gibi görünse de ben acaba demekle yetiniyorum. Neden olmasın?  Belki de gizemli, saklı evrenler mevcuttur! 1920lerden beri çalışan fizikçiler, ilginç bir noktaya ulaştılar: Onlar atom parçacıklarının mesela elektronların kesin yerini belirlerken, onların kesin ve tek bir lokasyona sahip olmadıkları! Parçacıklarn sadece bizim evrende değil, başka evrenlerde de olabilecekleri… Sonsuz sayıda paralel evrenler mevcut ve hepsi birbirinden değişik olabilirdi. Mesela bir evrende Kurtuluş savaşı hiç yaşanmamış Türkler Anadolu’ya adım atmamış ve siz doğmamış olabilirsiniz! Aslında bir evrende olanın diğer bir evrende alternatifi olabilir. Yani sizden bir tane daha belki de binlerce sizden oluşan geni bir evrende yaşıyoruz. Uzayın büyüklüğü hala hesaplanamadığına göre bilinene tek gerçek bir sonsuz döngü, sonsuz bir uzay ve güneş sistemlerinden ulaşan kara delikler, bana sorarsanız bu pekala mümkün, kişi kendi varlığına inanıyorsa bu evrende yalnız olmadığına da inanmalıdır. Şimdi tabi istisnalar kaideyi bozmaz mesela benim arkadaşım Aydın travestilerinden Sanat, onun tüm evrende bir eşi daha olmadığını düşünüyorum sağ olsun o da benim için aynını düşünüyor. Dostlar böyledir işte sevdiklerini kimseyle paylaşmak istemezler.

Dejavu yaşadığınız anları kafanızda bir canlandırın bakalım siz neler hatırlayacaksınız. Benim aklımda kalanlara bakacak olursam daha önce hiç yemediğim bir yemeğin tadını bilmekten, görmediğim bir şehri tasvir etmeye kadar onlarca sayarım. Ben başka evrenlere inanmak yerine rüyalar alemine inandığım için, bütün bu yaşadıklarımı rüyalara bağlarım aslında, aslında biraz derine inecek olursak, rüyalar aleminin de başka bir paralel evren olduğunu düşünmek içten bile değil. Olasılıkların hepsinin gerçekleştiği sayısız evrenlerin varlığı bizim travesti arkadaşlara biraz korkunç geldi. Başta inanmak istemediler ama bu konuda yazılmış birkaç makale okuduktan sonra gözlerinde acaba mı? Işığını gördüm. Bu da bir nevi fal gibi ister inana, ister inanma sana kalmış. Koskoca alemde yalnız olduğunu düşünenlere tatlı rüyalar dilerim.

 

Estetik operasyonlar bazen mecburi hale gelirler. Örneğin küçük gögüslere sahipseniz giydiğiniz kıyafetlerin dekoltesi üzerinizde hoş durmaz. Uzun zamandan beri silikonların yerini gögüs estetiğinde protez ve yağ enjekte ettirmek aldı.

Bu konuyu çok merak eden ve kısa bir süre sonra gögüs estetiği yaptırmayı planlayan İzmir travestilerinden Ayda, daha önce koydurduğu silikonların patlaması üzerine kendine bu konuda uzman bir doktor arıyor. İşin açıkcası bende son zamanlarda verdiğim kilolardan sonra daha önce yaptırmış olduğum gögüslerimden rahatsız olmaya başladım. Bu durumda bu konuda biraz araştırma yapıp bulduğum bilgileri sizinle paylaşmaya karar verdim. Gögüs estetiği pek çok yöntemle yapılabiliyor. Örneğin kısa sürede ameliyatsız gögüs büyütmek mümkün ancak son zamanlarda bu yöntemin kanser riskini arttırdığı ve kısa sürede şişirilen gögüslerin olmadık zamanda küçülüp pörsüdüklerini öğrendim.  Tabi bu durumda bu yöntemi aklımda hemen eledim çünkü ben daha kalıcı bir şeyler yaptırmak istiyorum. Geçen yıl Bursa travestilerinden Birce, kendisine protez ve yağ enjekte ettirdi. Memnun olup olmadığını öğrenmek için işe onu aramakla başladım. Aldığım yanıt beni çok mutlu etti. Birce yaptırdığı yöntemde hiçbir sıkıntı olmadığını ve bana da rahatlıkla tavsiye edebileceğini söylemişti. İnternet üzerinden yağ enjekte ettirmek üzerine yazılmış makaleleri ve doktor sitelerini şöyle bir tadım ve sonuç olarak bu yöntemin diğerlerine göre daha sağlıklı olduğuna karar verdim.

Önce ağızdan alınan haplarla ilgili yazılar okudum ve tedirgin oldum çünkü batıdaki pek çok kadının bu yöntem yüzünden sağlığından olduğunu hatta en kötüsü kanser risklerinin arttığını öğrendim. Aslında ben kolay kolay zorda kalmadıkça hap yutmayı seven biri de değilim. Size de o yüzden bu hapları önermiyorum. Haplarla büyüyen gögüslerde ödem ve iltihaplanmalar yaşanıyormuş. Bu yöntemle gögüslerini büyüten travesti bir arkadaşı her yerini saran enfeksiyondan son anda kurtarmışlar. Sağlık güzelliğin bile önünde gelir benim için o yüzden bu konuda ince eleyip sık dokumakta fayda var diye düşünüyorum. Eminim sizin için de durum aynıdır. Yani güzellik uğruna sağlığımızdan olmak korkunç bir şey. Hem güzel olalım hem sağlıklı diyorsanız estetik yaptırmadan önce son teknolojiyi takip edip en doğru kararı vermelisiniz. Unutmayın sağlık bir kere elden giderse tekrar kazanmak mümkün olmuyor. Hoşçakalın.

 

Günümüzde kadın ya da erkek insanların değişik zevk anlayışları gelişmekle birlikte herkes kendini yansıtacak olan simgeyi bulma çabasında uğraşıyor. Bir zamanlar özellikle gençler arasında yaygın olan vücuda kalıcı şekil yaptırma işi şimdilerde daha acılı bir yönteme yerini terk ediyor. Anlamı sivri bir aletle delmek olan piercing genellikle kıkırdaklı dokunun delinerek bir takı takılmasıyla oluşuyor.

Bu delici aletin içeriğinde titanyum ya da çelik kullanılıyor çünkü diğer madenlerin alerji yapma olasılığı oldukça yüksek bir tehlike içeriyor. Ben de travesti İclal olarak ilk piercing deneyimimi yaşamak istiyorum ama öncelikle ne olduğunu tam olarak öğrenmem gerekiyor insanın vücuduna yaptıracağı her şey için bir araştırma yaptırmasını hatta mutlaka öncesinde alerji testine tabi de olması gerektiğine inanıyorum.

Piercing taktırmadan önce,uzun süre onunla yaşamanız gerektiğini bilmeniz gerekiyor. Ayrıca mutlaka steril aletler kullanan temiz bir yerde bu işi yaptırmalısınız kimse bu yüzden hastalanmak istemez. Bu işlem için delik açtırmaya gittiğinizde önünüze inanılmaz bölgelere delme aleti yapılabildiği hakkında bilgiler gelecek. Örneğin kadınlar en çok dudak kenarına ya da göbek deliğine piercing yaptırıyorlar. Bu takıyı vücudunuz ona aşlana kadar ve deri iyileşene kadar çıkarmamak çok önemli yoksa deldirdiğiniz bölgede kızarıklık, iltihap ya da yaralar oluşabilir. Piercing takılmadan önce alkol uyuşturucu ve ya kafein içeren herhangi bir madde kullanılmaması gerekir. Bunun da sebebi alkol ve benzeri maddeler kanın pıhtılaşmasını engelleyebilir. Şeker hastası iseniz ya da bulaşıcı hepatit gibi bir hastalığınız varsa asla bu işe kalkışmayın. . Eğer bir piercing iniz varsa  eksi 10  derecenin altında bölgesel donmalar yaşamaya gibi sorunlarınız olabilir. Cinsel bölgelere takılan piercinglerin iyileşme süreci daha yavaştır bazen birkaç ay geçmesi gerekir. Dilinize delme işlemi yaptırmışsanız takının dişe değmesi ve ağız içinde dişleri rahatsız etmesi yüzünden dişlerinizden bile olabilirsiniz. Aslında öğrendiklerim karşısında biraz dehşete kapıldığımı itiraf edebilirim fakat ben piercingi en yumuşak doku olan burun kenarına hızma gibi taktıracağım için sorun teşkil edeceğini düşünmüyorum.

En önemlisi de bu işi bir sağlık kurumunda yaptıracak olmam çünkü önemli olan her zaman sağlığımızdır ve onu küçücük bir takı için riske atmaya değmez. Bakalım ben yaptıktan sonra travesti arkadaşlarımın da hoşuna gidecek mi? Eminim beğenirlerse onlarda en kısa zamanda yaptırmak için sıraya girerler. Piercing ya da dövme yaptırmak kişinin kendini ifade etmesinin bir yolu olarak görüldüğüne göre bende kendimi anlatacak bir takı taktıracağım. Merak ediyorsanız bekleyin ve görün.

Doğada bulunan her şeyin bir frekansı vardır. Bu frekansa bir titreşim verilirse titreşimin frekansı normal frekansa eşit hale geldiğinde rezonans denilen olay meydana gelir. Örneğin İstanbul boğazında bulunan asma köprünün frekansı rüzgarın hızıyla sallandığında ve bu sallantı köprünün frekansına eşit hale gelirse, köprü yıkılır. Maraton koşularında köprüde aynı anda koşan insanlar bu sallantıya sebep olurlar ve tehlike çanları çalmaya başlar. Çok yüksek seslerin bulunduğu bir ortamda cam nesnelerin kırılması da bu rezonans olayı ile açıklanabilir.

Frekans, kısaca açıklamak gerekirse, denge noktası etrafındaki salınımdır.  İnsan beyni de belli bir frekansla çalışır ve her insanın frekansı tıpkı parmak izimiz gibi  farklıdır.  Ses de bir frekanstır. insan kulağının duyabildiği en bas ses 20Hz’dir ki bu da saniyede 20 titreşim demektir. Aynı biçimde, duyabildiğimiz en tiz ses olan 20kHz de saniyede 20.000 titreşime karşılık gelir. Köpeklerin kulağı insan kulağının duyamadığı sesleri de duyabilmektedir. Tanıdığım travesti bir birey normal insan kulağının duyamadığı sesleri duyduğunu söylediği zaman bunun deli saçması olduğunu düşünerek ona inanmak istememiştim oysa şimdi konuyu biraz incelediğimde bazı insanların frekans değerlerinin birçoğumuza göre yüksek olabileceği kanısına vardım. Her insanın yaydığı frekans farklı olduğu gibi dalga boyu da farklı olabilirdi.

Bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz zaman yolculuğu ya da astral seyahatleri bununla açıklamak mümkün olabilir. Sesin uzayda kaybolmadığı gerçeği bundan yıllar önce bilim adamları tarafından kabul edilmiştir.

Bir insanın kalbi ölünceye kadar hiç durmadan belli bir periyotla atar ve bu da bedenimizde bir salınıma yol açarak frekans yaymamıza neden olur. Bilim biraz daha uğraşırsa insanların konumları sadece frekanslarını takip ederek tespit edilebilir.

Çok üşüdüğümüz ya da korktuğumuz zamanlar istem dışı titrememizin sebebi   frekansın dönüştüğü titreşim olabilir. Bu konuda derinlemesine bir araştırma yapmaya kalkarsak insan beyninin ne kadar harika bir organ olduğu kanaatine varırız. Bir metalin frekansı varsa ve etrafa bizim duymadığımız bir ses yayabiliyorsa mutlaka bizlerde duymadığımız seslerden oluşuyor olabiliriz. Tarihte bilinen kahinlerin frekans değerini ölçmek mümkün olsaydı onların etrafa yaydığı frekansların çok yüksek çıkacağı kesindi.

Belki karşı cinse ilgi duymamızın nedeni de aldığımız frekanslar olabilir. İlk görüşte aşka inanan bir travesti arkadaşım eşi için frekanslarımız uydu demişti. Gerçekten de acaba frekans uyumu ile kimlerin kiminle daha iyi anlaşacağı hesaplanabilir mi? Belki bu teknoloji için henüz erken olabilir ama bir gün mutlaka insanoğlu ismi yerine frekans kodu ile kodlanabilir. Neden olmasın?

İnsanlığın en büyük sorunu empati kuramamak ve peşin yargılarla hareket etmektir. Karşındaki insana gösterdiğin sabır aslında kendine verdiğin değerden gelmektedir.

UNESCO, 1995’te 16 Kasım’ı Uluslararası Hoşgörü Günü olarak belirlediğinde 16’dan fazla sözleşme, bildirge ve tavsiye kararında hoşgörüye atıfta bulunulduğunu tespit etmişti. Söz konusu sözleşme, bildirge ve tavsiye kararları günümüzde de geçerliliğini koruyor ve hala tam olarak uygulanmayı bekliyor. Kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyleri başkasına yapmaktan vazgeçmek, kendimizi onun yerine koymak çok önemli bir meziyettir. Bu meziyete kavuştuğumuz gün dünyanın ne kadar güzel bir yer olduğuna şaşırıp kalacaksınız.

Hoşgörü, farklı fikirlere saygıdır. İnsan ilişkilerinde farklılıklar ve benzerlikler vardır. Hoşgörülü kişi farklılıklardan değil, benzerliklerden hareketle karşısındakiyle ilişki kurmaya çalışır. Fakat hoşgörüsü zayıf insan benzerlikleri değil, farklılıkları görerek hareket eder.

Toplumda hoşgörüyü davranışa dönüştürmenin yolu, insanın sevgiyi yaşaması, kendisine saygı duyması, kendisi ile barışık olmasına bağlıdır. Hoşgörü ve sevgi, çağın getirdiği sorunların, aç gözlülüğün, doyumsuzluğun, sevgi yoksunluğunun, güvensizliğin çaresi olabilecek yegâne anlayıştır.

Hoşgörü gösterebilen insan kendinden hiçbir şey kaybetmeden kazanabilen insandır. Etrafımızda gördüğümüz her şeyi sevmek zorunda değiliz elbette, ancak   hoş görmek bir büyüklüktür. Mutluluk ve huzurun anahtarı hosgörüde yatmaktadır. Günümüzde bakıyorum herkes birbirinin kuyusunu kazma derdine düşmüş, anlayış ve sevgi unutulmuş, kendinden olmayanı ötekileştiren bir toplumda yaşamak zorunda kalmışız. Oysa kardeşlik ve sevgi duygularını içinde barındıran insan ne olursa olsun herkesi sevmeyi bilmelidir. Kadın, erkek, travesti hiç fark etmez içimizdeki sevgi ve hoşgörüyü bulup çıkartmak zorundayız. Dünyanın en mutlu insanları olan Danimarka ve Hollanda halkı üzerinde yapılan bir araştırma birbirine hoşgörü ile davranan insanların çok kolay mutluluğu yakalayabildiklerini kanıtlamış. Biliyorsunuz Hollanda eşcinsel evliliklere izin veren ilk ülke, Bu ülkede kimse kimsenin yaşantısına karışmıyor. Değer yargıları mutluluk üzerine kurulan ülkeler güzellikleri keşfe çıkarken, başkalarının hatalarını ön plana çıkarmaya çalışan ülkeler, mutsuzluktan nasibini alıyor. Komşumun başına gelen kötü şeye üzülemiyorsam, kendime dönüp bakmak ve insanlığımı sorgulamak zorundayım. Hoşgörünün tavan yaptığı bir ego ile yaşamanızı dilerim. Hoşcakalın.